Ayhan Biçici

 

Bosna şehidimiz Selami Yurdan’ın silah arkadaşı N. B. ile... -3- 10.11.2011

 

Cephede iken de sürekli ‘’ İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun’’
ayetini tekrarladı. Ondaki değişiklik hiçbirimizde yoktu. Bir de sürekli
vasiyet etmeye başladı. Gömüleceği yerden, eşyalarına kadar vasiyet etti.
Rahmetlinin vasiyet ettiği bir diğer husus, cenaze namazının Beyazıt meydanında
kılınmasıydı. Ben de bunu vasiyet etmiştim. Bunun yerine getirilmesi için
Türkiye’ye haber gönderdik. Elhamdülillah görkemli bir şekilde yerine
getirilmiş.


O gün Allah’a ikimiz de farklı dualar ettik. Ben henüz kendimi hazır görmediğim için ‘’İnşaAllah bugün şehid olmam’’ diye dua ettim. Selami ise şehid olmak için dua etti. Allah ikimizin de duasını kabul etti.


O gün şehid olmak isteyenler arasında bir diğer kişi daha vardı. ‘’Şehid olmak istiyorsanız, benimle gelin’’ diyen Arap komutan Ebu Muhammed Fatih, o da şehid oldu.


Operasyonun amacı, Saraybosna’yı kuşatma altında tutan sırp kuvvetlerini dışarıdan zorlamaktı.


Yoksa, o kuvvetle İliyaş’ı almamız mümkün değildi.


Her zaman olduğu gibi İslami cephe Snage’nin öncülüğünde hareket edildi ve hep beraber sırp mevzilerine saldırıldı. Saldırı sırasında Selami’nin göğsünden vurularak düştüğünü, beş kere tekbir getirdikten sonra şehid olduğunu öğrendim. ‘’Albay
şehid oldu’’ dediler. Ateş altında olduğumuz halde, sırp mevzilerini susturduk.
Geri döndüğümde Selami’nin şehadetiyle karşılaştım. Yüzünden öptüm, kucakladım.

Çok sarp bir arazi olduğu halde, diğer yaralılarla beraber şehidimizi de geri
getirmeyi başardık. 2-3 saatte cephe gerisine döndük. Daha önce Ufuk kardeş de
kalbine masaj yapmıştı. Burada da bir doktor masajla kalbini çalıştırmaya
çalıştı. Hiçbir hayat belirtisi yoktu. Doktor, şehid olduğunu bildirdi.

Travnik’e kadar arabayla döndük. O gün bizim bulunduğumuz grupta on bir kişi
şehid düştü. 3’ü Boşnak, 1’i Arnavut, 6’sı Arap (birisi Arabistan’dan gelen bir
Özbek) ve Türkiye’li bir Kürt olan Selami idi. Boşnaklardan birisi cesedini
taşırken kim olduğunu sordu, ‘’Türkiye’li aslen Kürt olan bir Müslüman dedik’’.
Boşnak Müslüman ‘’ben de aslen Kürdüm’’ dedi. Dillerimiz farklı olduğu için,
Bosna’ya ne zaman geldiğini soramadık.


Mehoriç’e vardığımızda (Arapların karargahının bulunduğu köy) şehidlerin haberini ulaştırdık. Geriye getirilebilen sadece Selami’nin cenazesiydi. Diğer on şehid cephede bırakıldı.


Rahmetli Selami, Travnik’deki Hacı Alibegoviç isimli eski Osmanlı camiindeki
şehidler mezarlığına gömülmeyi vasiyet etmişti. Vasiyetine uyarak bu caminin
mezarlığına götürdük, kanlı elbiseleriyle yıkamadan defnettik. Defin sırasında
Müslim Force’nin emiri Abdulaziz, şehidin yıkanıp yıkanmadığını, tabutun
üstünün açık olup olmadığını sordu. Yıkanmadığı ve tabutun üstünün açık olduğu
söylenince ‘’tamam, defnedin’’ dedi.


Şehid Selami’nin İslam kardeşi, mücadele ve silah arkadaşı olarak, onunla bütün fikir ve tavırlarımızın aynı olduğunu ifade ediyorum. Onun şehid olmasından dolayı, bir mücadele arkadaşımızı kaybettiğim için üzgünüm. Ama şehadete kavuştuğu için de sevinçliyim. İnşaAllah ben de şehid oluncaya kadar mücadeleme devam edeceğim.

 

YERYÜZÜ DERGİSİ. 15 EYLÜL 1992. SAYI 22

 


Yazarın diğer yazılarına Yazarlar bölümünde ulaşabilirsiniz.