Faruk Eşlik


Sorumluluklarımız 13.10.2011

 

Yüce dinimiz İslam, insana cüz’Î irade verildiğini bildirmiştir. İnsanoğlu bu iradesini kullanmak suretiyle yaptığı bütün işlerden sorumlu tutulmuştur. Bizler öncelikle bireysel olarak yaptıklarımızdan sorumluyuz. Yani her fert sadece kendi yaptıklarından sorumludur. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Hiçbir günahkar başkasının günahını çekmez. Eğer yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkalarını çağırırsa) onun yükünden hiçbir şey (alınıp) taşınmaz. Akrabası dahi olsa (kimse onun yükünü taşımaz)” (Fatır, 35/18) buyurarak sorumluluklarımızı ne kadar sahiplenmemiz gerektiği konusunda bizlere yol göstermiştir.


İnsanoğlunda sorumluluk bilincinin oluşu, iyi iş yapanlarla kötü iş yapanların ayrımında da önemlidir. Farzlar, sünnetler, vacipler sorumluluk duygusunun oluşundan dolayı anlam kazanırlar. Kıyamet suresinin 36. ayetinde insanın başıboş bırakılmayıp, yaptıklarından dolayı ahlâken sorumlu tutulacağı vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e de dünyada İslâm’ı tebliğ etme sorumluluğu verilmiştir. O da veda hutbesinde kendisini dinleyen ashabına hitaben üç defa: “Tebliğ ettim mi?” diye sorarak her defasında “Evet!” cevabını almış ve sorumluluğunu yerine getirmenin huzuruyla “Şahid ol Ya Rab!” demiştir.


Bizler “Dünyada ektiklerimizi ahirette biçeriz” bilinciyle dünya ve ahiret sorumluluğumuzu, “Aile toplumun temelidir” mantığıyla aile sorumluluğumuzu pekiştiririz.Hz. Peygamber (S.A.V.): “İnsan öldüğü zaman amelinin arkası kesilir; yalnız şu üç şeyden dolayı kesilmez: Biri; sadaka-i cariye (yani uzun süre ayakta kalan bir hayır eseri), diğeri; kendisinden faydalanılan ilim, üçüncüsü ise; kendisine hayır dua eden Salih bir çocuk…” (Müslim, Kitâbü’l-vasiyye, 3) buyurmuştur. Arkamızdan hayır dualar eden evlatlar yetiştirmek bizim başlıca sorumluluklarımızdandır.


Eşlerin birbirlerine karşı, evlatların anne-babalarına karşı, çalışanların işverene, işverenin de çalışanlarına karşı, idarecilerin halklarına karşı olan sorumlulukları Kur’an ve hadisler ışığında hayatımızda layıkıyla yer bulduğu sürece yaşadığımız toplumda kargaşaya yer olmayacaktır.


İnsan bir imtihan dünyasındadır. Bizlere bahşedilen nimetleri nereden ve nasıl elde ettiğimizden, nerelere ve nasıl sarf ettiğimizden sorumlu tutulacağımız şüphe götürmez bir gerçektir. Akıl gibi çok önemli ve kıymetli bir nimetle donatılan insana elbette bazı sorumluluklar düşmektedir. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler bu sorumluluklarımızı bizlere tek tek hatırlatmaktadır. Hz. Peygamber (S.A.V.) bir hadis-i şerifinde; “Her biriniz birer yöneticisiniz ve her biriniz yönetiminizdekilerden sorumlusunuz: Devlet adamı bir yöneticidir ve halkından sorumludur; erkek, ailesinin yöneticisidir ve onları gözetmekten sorumludur; kadın, kocasının evinin muhafızıdır ve bundan sorumludur; hizmetçi efendisinin malının bekçisidir ve bundan sorumludur. Her biriniz birer yöneticisiniz ve yönetiminizdekilerden sorumlusunuz "  buyurmuştur.

 

Şunu hiçbir zaman unutmayalım; İslâm’da mü’minlerin her hareketi Allah’a yönelmiştir ve Allah’a karşı sorumluluk taşımaktadır. Yaptığımız her türlü fiiliyatta ve söylediğimiz sözlerde ilk önce bu sorumluluğu göz önünde bulundurmalıyız. Başta kendimize karşı, daha sonra ailemize, yakın akrabalarımıza, yaşadığımız topluma, toplumda yer ettiğimiz mevki ve görevlere karşı olan sorumluluklarımızın bilincinde olduğumuz sürece Yüce yaratıcımız Allah-u Tealâ ve Rasulünün yolunda ilerlemiş olacağımız da bir gerçektir.

 


Yazarın diğer yazılarına Yazarlar bölümünde ulaşabilirsiniz.